Buradasınız

Atılgan Bayar kullanıcısının resmi
Atılgan Bayar

FETÖ’nün ABD'ye yönelik ilk eylemi

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Karlov’a yönelik suikast, dakikasında Türk-Rus ilişkilerine yönelik bir saldırı olarak yorumlandı.

Acaba, daha ilk dakikada böyle yorumlanacak bir saldırının talimatını veren ve organize eden akıl, bunun böyle okunacağını hesap edemez miydi?

Ya da soruyu şöyle soralım: Rusya’nın ve Türkiye’nin içerisinde bulunduğu devlet ve toplum psikolojilerini bilebilecek bir akıl, böyle bir eylemin, aksine Türk-Rus ilişkilerini daha da sıkılaştıracağını, iki ülkeyi birbirine daha da, belki de lüzumundan fazla yakınlaştıracağını düşünemez miydi?

Bu eylemin Türk-Rus ilişkilerini güçlendireceği, ama bu ilişki sürecinde Türkiye’yi daima ‘mahçub’ bir pozisyonda tutacağı eylemden bir kaç dakika sonra verilmeye başlayan demeçlerle anlaşıldı.

Demek ki, sonuçları itibarıyla eylemin görece bir kaybedeni vardı: Türkiye.

Ancak, suikastçinin profili belirginleşmeye başladıkça, yeni bir kaybeden belirginleşmeye başladı. Katil profilinin FETÖ ilişkileri döküldükçe, ABD hedefe daha da oturdu.

İlk dakikalarda, ilk gelen bilgilerle, olayı, FETÖ’nün ABD’ye yönelik ilk eylemi, olarak yorumlamıştım. Bu hızlı hükmüm biraz uçuk karşılanmıştı.

Şimdi, olayın soğuması ve analizlerin biraz daha boyut kazanmasıyla, hükmümün hiç de öyle uçuk olmadığı anlaşılmaya başlandı, diye düşünüyorum.

....

2014 senesi idi. Washington’da bir think-tank toplantısına katılmıştım. Konuşmacılardan çoğu FETÖ medyalarında köşe yazmış insanlardı. Müzakerecilerin çoğunluğu da FETÖ medyasındandı. Türk medyasını yerden yere vuruyorlardı. Orada aşağı yukarı şu konuşmayı yaptım:

“Yalan söylüyorular. Tirajlarından, iktidarı destekleyen medya hakkında söylediklerine kadar her şey yalan. Gerçeklik şudur: Türkiye’de bir dinsel grup, Gülen Cemaati, siyasi iktidarı gayrımeşru yollarla ele geçirmeye çalışıyor. Silahlılar da. Çünkü asker ve polis mensupları var. Ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakanı Davutoğlu, laik Tükiye Cumhuriyeti’ni müdafa ediyor.  Tam da yapmaları gerekeni yapıyor.

Konuşmanın burasında, FETÖ medyasının ABD temsilcilerinin sözlü sataşmalarına maruz kaldım. Daha fazla konuşturulmadım. Ancak oturum bittikten sonraki kokteylde, ABD’li think-tank yöneticilerine etrafımda dolaşan FETÖ’cülerin de duyacağı şekilde sesimi yükselterek şunları söyledim:

“ABD çeşitli sebeplerden dolayı (haklı veya haksız tartışmıyorum), zaman zaman dünyanın çeşitli yerlerinde çeşitli İslami örgütleri desteklemiştir. Tarihe bakın, bunların hepsi dönüp dolaşıp, ABD’nin başına bela oldular. Bunlara müsamaha gösterirse, FETÖ de öyle olacak.”

Toplantıyı izleyenler arasında T.C. Washington Büyükelçiliği görevlileri de vardı. Umarım bu sözlerimi orada kayda geçirmişlerdir.

Şimdi...

Şimdi,  FETÖ’nün ABD’nin başına bela olma süreci ile karşı karşıya ABD. Saldırganın FETÖ bağlantıları teyid edildiği andan itibaren talimatın Pensilvanya’daki  örgüt liderinden geldiği konuşulacak. Belki Rusya uluslararası platformlarda FETÖ, ABD ilişkilerini gündeme getirecek ve tartışmaya açacak. Belki de başka hukuki yaptırımlar talep edecek.

ABD’nin hatası şuydu: Ilımlı İslam veya Radikal İslam, laboratuvar ortamında üretilmiş ve doğal akışından çıkartılmış İslam çeşitli türlerde Frankenştainlar üretiyor. Taşıdığı derin mistik hezeyanlar ve  keskin inanç yüzünden kendisinden başka hiç bir yere tabi olamıyor veya işbirliği yapamıyor.

ABD içerisinde Fethullah Gülen’e sahip çıkan dar bir çevrenin ise, Gülen’in kozmogonisini iyi anlayabildiklerini zannetmiyorum.

Said-i Nursi’den başlayan Nurculuk düşüncesi başlangıcından itibaren istihbaratçılık ile yoğurulmuş bir düşünceydi. Said, istihbarat usüllerini cemaat yaşantısı ile mecz etmiş ve yeni türde bir örgütün temellerini atmıştı.

Gülen, bunu çeşitli dış yardımlarla daha da geliştirdi ve bütün dünyaya yayıldı.

Bu tür profiller kullanılabilir profiller değildir. Onlar ile iş birliğine girenleri kullanan profillerdir. Kendi hedef ve ajandalarından daha önemli hiç bir gündemleri yoktur. Ve bu hedef ve ajandalar için herşeyi yapabilirler.

Dünya Savaşı çıkartmak mı? Neden olmasın, onlar hem ahiret için çalışıyorlar, hem de bir Mehdi bekliyorlar...

Şimdi, ABD bir imtihan ile karşı karşıya kalacak.

Kendi ülkesine ihanet eden FETÖ’cülerin ABD’ye ihanet etmeyeceğini (veya çoktan etmediğini) düşünmek saflık olur. Kendi devlet yöneticilerinin görüşmelerini kaydedenler, eğer varsa, ABD’de kendileri ile temasa geçen o dar çevrenin konuşmalarını kaydetmemişler midir?

Kimi siyasetçilere aktardıkları paraları kayda geçirmemiş ve onları kendileri afişe etmeyecekler midir?

Şimdi ABD’de bir dar çevrenin verdiği yanlış kararlardan ABD’yi de korumak gerekiyor.

...

Evet, eğer küresel ölçekte FETÖ terörü ve manüplasyonları ile mücadele edilecekse, ABD’li kimi yetkililerin de FETÖ şantajı ve yönlendirmelerinden korunması gerekiyor.

...

Paradoks gibi göründüğünü biliyorum. Ama bütünüyle paradokslarla kurulmuş bir oyunun içerisindeyiz.

Öyle değil mi?

Baksanıza, Türkiye’nin Rusya Büyükelçisi’nin Ankara’da öldürülmesi Türk-Rus ilişkilerini güçlendiriyorsa, ve bu eylem gerçekten bir FETÖ militanı tarafından yapılıyorsa;  dünya güvenlik  çevrelerinin paradoks dizgelerindeki  kaçakları okumasının zamanı, gelmiş de geçiyor olabilir.