Buradasınız

Dünya

Popülizm sınır tanımıyor

Almanya'da 1998 yılındaki genel seçimleri kazanarak iktidar koltuğuna oturan Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Yeşiller, Alman Vatandaşlık Yasası’nda köklü bir reform...

Dış Haberler ServisiYayın:12 Aralık 2016, 10:23Güncelleme:12 Aralık 2016, 10:23

Popülizm sınır tanımıyor

Almanya'da 1998 yılındaki genel seçimleri kazanarak iktidar koltuğuna oturan Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Yeşiller, Alman Vatandaşlık Yasası’nda köklü bir reform yapmayı kafaya koydular.

İktidara gelir gelmez harekete de geçtiler.
Alman Reich (İmparatorluğu) döneminden kalma 1913 tarihli kana dayalı (ius sanguinis) vatandaşlık uygulamasına son verip, doğulan yere dayalı (ius soli) vatandaşlığı içeren bir yasa tasarısı hazırladılar.
Yani Almanya’da dünyaya gelen herkese doğuştan Alman vatandaşlığı hakkı verilmesini içeren bir tasarı.
Hatta SPD’li Gerhard Schröder başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin bu tasarısında, isteyen herkese çifte vatandaşlık hakkı verilmesi bile yer aldı.
Ancak ana muhalefet Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) buna karşı çıktı.
Eyaletler Meclisi’nde CDU/CSU çoğunlukta olduğu için SPD-Yeşiller hükümeti herkese çifte vatandaşlık hakkından vazgeçti.
Daha doğrusu vazgeçmek zorunda kaldı.
SPD-Yeşiller koalisyonu, tasarının Eyaletler Meclisi’nden de geçmesi için doğuştan itibaren sürekli çifte vatandaşlık yerine, Almanya’da 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren dünyaya gelenlere doğuştan Alman vatandaşlığı da verilmesi, ancak 18-23 yaşları arasında tek vatandaşlıkta karar kılınmasını içeren ve opsiyon modeli olarak nitelenen muhalefet önerisine “Evet” demek zorunda da kaldı.
İşte o günlerde Almanya’da çifte vatandaşlık tartışmaları sürerken, hem CDU hem de CSU “Çifte vatandaşlığa hayır” kampanyası başlattı.

***

Bu kampanyanın öncülüğünü Bavyera’nın o dönemdeki Eyalet Başbakanı ve CSU’nun Genel Başkanı Edmund Stoiber yaptı.
Hessen’de de CDU’nun Eyalet Başbakanı adayı Roland Koch.
Roland Koch, yollara düşüp seçmenleri çifte pasaporta karşı imza kampanyasına davet etti.
“Almanların bir, Türklerin iki pasaportu olacak. Buna karşı çıkın” dedi.
Hessen’in başkenti Wiesbaden’de, Frankfurt’ta ve başka birçok şehirde insanlar “Türklere karşı nerede imza atılıyor?” diyerek, ağırlıklı olarak alışveriş merkezlerinde kurulan standlara koştu.
Sergilediği bu popülist tutumuyla Hessen’de 1999 yılı şubat ayında yapılan seçimleri CDU kazandı.
Yani Roland Koch popülizmi.
İşte gelecek yıl yapılacak genel seçim öncesi CDU ve CSU yine benzer bir popülist tutum sergilemeye başladı.
CDU’nun Essen’de yapılan kurultayında yeniden opsiyon modeli uygulamasına geçilmesinin oy çokluğuyla kabul edilmesi üzerine Almanya’da yine benzer sesler yükselmeye başladı.
Yani tam bir popülizm.
Her ne kadar Başbakan Angela Merkel, kendilerinin de desteğiyle opsiyon modeli uygulamasına son verildiğini hatırlatsa da, CDU’nun bazı Eyalet Teşkilatları şimdiden genel seçim öncesi ‘çifte vatandaşlık’a karşı ciddi bir kampanya sürdüreceklerini şimdiden ilan ettiler.

***

Kardeş parti olarak bilinen CSU Genel Sekreteri Andreas Scheuer de öyle.
Bu da 17 yıl aradan sonra Almanya’da yeniden “Türklere karşı nerede imza atılıyor?” diye insanların kent merkezlerinde kurulan standlara koşması anlamına gelmektedir.
Tabii bu aynı zamanda Alman Anayasası’na hem Alman politikacıların   hem de Alman halkının önemli bir bölümünün saygı göstermediği anlamına da.
Almanya, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri vatandaşlarına ‘çifte vatandaşlık’ hakkı vermektedir.
Karşılıklılık prensibi çerçevesinde bu çok yerinde ve çok doğal bir uygulamadır.
Ama aynı Almanya, AB üyesi olmadığı halde İsviçre vatandaşlarına da ‘çifte vatandaşlık’ hakkı vermektedir.
Almanya bunların dışında 30’a yakın ülke vatandaşlarına ‘çifte vatandaşlık’ hakkı vermektedir.
Başta Türkler ve Türk kökenliler olmak üzere bazı başka ülkelerden gelenlere ise çok açık bir biçimde “Siz eşit değilsiniz” denilmektedir.
İşte bu durum da çağdaş Almanya’ya yakışmamaktadır.
Hele hele demokratik, hukuk devleti Almanya’ya ise hiç yakışmamaktadır.