Mete Yarar, "Terör kendisini yeniden tanımlıyor"

10 Ocak 2017, 12:40

"Asimetrik bir savaşla karşı karşıyayız. 

Geçmiş terör algısıyla yazılmış olan o bütün kitaplarınızı yakın. Yeni bir dönem var. Terör de kendisini yeniden tanımlıyor.

Bizim de daha kavrayıcı, daha kollayıcı olmamız gerekiyor.

Sosyal medya üzerinden yeni yapılanmış bir terör saldırısıyla karşı karşıyayız. Yeni fay hattımız budur.

Birçok unsuru içinde barındıran da bir dönemi geçireceğiz.

Geçmiş terör algısıyla yazılmış olan kitapları yakın.

Artık o geçmişle ilgili bir dönem yaşamıyoruz.

Yeni bir dönem var.

Terör de kendisini yeni tanımlıyor.

Terörist sponsorları ve kullanış teknikleri ve farlılıkları anlamında yeni bir döneme gidiyoruz. 

O yüzden de bu dönemin içerisinde belki söylenecek en önemli şeylerden bir tanesi, vekâlet savaşları diyeceğimiz dönem içerisinde bütün terör örgütlerinin beraber hareket ettiklerini artık görmek zorundayız. 

Hiç bir zaman bir araya gelemeyecek gruplar olabilir.  

Ama emir komuta anlamında sponsorlarınız birse, bir yerden emir alıyorsanız, sizi bir sıraya tesbih tanesi gibi dizerler, hiç de farkında olmazsınız.  

Dünya Türkiye'nin etrafında dönmüyor. 

Dünyanın bir terör sarmalı var. Bunun içerisinde Türkiye de yeralıyor. 

Türkiye'nin en büyük handikapı tam bunun ortasında yer almaktan kaynaklanan sıcak bir gelişmeyi yaşıyor.  

Etrafında ülke olma kavramını kaybetmiş olan iç savaş yaşayan ülkelerle sınırdaş olmasının getirdiği handikapları da buna ekleyelim.

SUİKASTLER KONUSU 

Ben çok uzun zamandır söylüyorum; yaklaşık 1,5-2 söylüyorum.

Bir ülkenin yarattığı olaylar veya boyutlar yalnızca başka bir ülkeden gelen kişilerce belirlenmez. 

Aynı zamanda buradaki hedefleri de veren bizleriz.

Şimdi son Reina saldırısı ve ondan önceki saldırılara bakarsanız Türkiye'de önce bir olay yaratılıyor; bu olay içinde bir tartışma boyutu getiriliyor. Bu tartışmanın arkasından da aynı hedefe saldırılar gündeme geliyor.

Bu Suruç saldırısı için de geçerli.

Suruç'taki o toplantı en az 3 defa hedef gösterildi Türkiye'de...

Ankara'daki Gar saldırısı hedef gösterildi. 

Sultanahmet saldırısı, ondan sonra başlayan Türkiye'deki bombalı saldırılar dahil olmak üzere; Gaziantep'teki saldırılar, ondan sonra Suriyeli göçmenlerle ilgili yaşananlar dahil olmak üzere...

Önce de psikolojik alt yapısı oluşturuluyor; önce fay hattının şekli ortaya çıkartılıyor.

Tam suikast iddiaları da buna oturuyor.

Kocaman bir bina düşünün; bunu şey olarak söylüyorum.

Binayı komple havaya uçuramazsınız, ama binayı taşıyan o kirişlere koyacağınız çok az bir tahrip malzemesiyle ya binayı kullanılamaz hale getirirsiniz, ya da o binayı çökertebilirsiniz.

Şimdi Türkiye'yi taşıyan ana kirişler var.

Bir defa etnik anlamda, mezhepsel anlamda bunları kiriş olarak koyabilirsiniz. Toplumsal anlamda koyabilir, yaşam şartları anlamında değerlendirebilirsiniz.

Bu bizim koyduğumuz değil, ama son dönemde şekillendirilen fay hatlardır.

Doğru ya da yanlış demiyorum.

Bu kirişler üzerinde devamlı bir saldırı var. 

Bunun içerisinde bugüne kadar yaptıkları denemelerine baktığınızda, canlı bomba saldırıları yaptılar. Türkiye geçmişte yapmadığı bir şeyi yaptı; birleşti!

Çünkü olayın içerisine baktığınızda, bütün grup etkilendiği, bütün grubun katmanları bunu bir saldırı olarak algıladı.

Bütün grup etkilendiği için, bütün grubun bütün katmanları bunu bir saldırı olarak, bunu bir beka olarak algıladı.

Ama Reina saldırısı ve ondan önceki birkaç saldırıyı arka arkaya koyduğunuzda biraz daha kılcal damarlara giden teknik saldırılarla karşı karşıyayız.

Suikastlar işte bunlar içerisinde en önemlilerden bir tanesi.

Suikastların bir özelliği vardır, işte onu toplumsal olarak içselleştiremezsiniz.

Yani önce hedef gösterildiğiniz için, hedefe saldırdığınızda o grup kendisini hedef olarak algılar ve eğer öbür taraf da onu sahiplenmez ise gittikçe ayrışmaya başlar. 

Bugünlerde yapılan teknik saldırılar anlamında olacaksa, işte Sayın Kılıçdaroğlu'na gelen ihbarlar -Sayın Başbakan Yıldırım'ın söylediği, Sayın Cumhurbaşkanının söylediği-  Sayın Devlet Bahçeli üzerinden algıladığınızda; bunlar en önemli sivil toplum örgütleri...

Birçok kişinin sahiplendiği, özümsediği, lider kabul ettiği kişiler. Lider olmalarına bakmayın. Yalnızca onlara bakmayın, arkasından bakacağımız önemli akademisyenler, Türkiye'deki önemli sivil toplum liderleri, Cemaat liderleri, arkasından işte bakacağınız aydınlar, gazeteciler...

Şunu gördüler ve fark ettiler; Türkiye diğer saldırılarda birleştirdiği için daha spesifik hedeflerin onlar için daha cazip olduğunu gördüler.

Buradaki bir uyarıyı kendimize yapalım; karşımızdaki adamı, düşmanımızı tanımıyorsak aslında savaşı kaybetmeye mahkumuz. Bu askeri temel stratejilerden bir tanesi."

Ayca Uluhan

İstanbul doğumlu, eski turizmci, 3 yılı aşkın süredir internet yayıncılığı alanında çalışıyor. Vera'nın annesi