Buradasınız

Hasan Basri Karabey kullanıcısının resmi
Hasan Basri Karabey

‘Bakımsız Türkiye’

Rivayet odur ki 68 kuşağının devrimci gençleri “Bağımsız Türkiye” sloganını ilk attığında ‘halkımız’ pek aşina olmadığı bu kavramı “Bakımsız Türkiye” olarak anlamış ve öyle bağırmış. 

Halkımız haksız mı? Bağımsız değilsen bakımsız kalırsın.

“Bağımlılık” en masumane tanımıyla kendi halkının istek ve ihtiyaçlarına değil, emperyalist merkezlerin talimatlarına öncelik vermek zorunda kalmaktır. Bir tür köleliktir. Çaresizlik, zayıflık ve hatta çöküş göstergesidir.

Bizim son bir kaç yüzyıllık tarihimiz bağımlılık ve bağımsızlık arasındaki mücadelenin tarihi..

Gayretli, kurnaz ve arkası sağlam olduğu için kudretli işbirlikçiler ve çoğu zaman yalnız kalan kahraman bağımsızlık direnişçileri…

Büyük dedelerimiz, -evet bugünün zihniyetiyle eşit haklara sahip olmadıkları için eleştirsek bile- Hıristiyanların ve engizisyondan kaçan Musevilerin yurttaş olarak rahat ettiği küresel bir İslam imparatorluğu kurmayı becermişlerdi.

Dedelerimiz onun yıkıntıları içinden 'bağımsız bir ülke' çıkarmayı başardılar.

Mihri Belli, 10. Yıl Marşı’nda şu dizeye dikkat çeker ve bunun ‘milli gurur’un en güzel ifadesi olduğunu söylerdi: Bütün dünya öğrendi Türklüğü saymasını…

Emperyalizmin devasa kaynaklarına rağmen “bağımsızlıkçı damarı” bi türlü koparıp atamamasın nedeni bu miras ve kırılamayan bu 'gurur' olabilir.

Ve biz çok yakınlarda, daha bir kaç ay önce “bağımsız Türkiye” mücadelesinin en son, en büyük ve en şanlı muharebesini yaşadık.

15 Temmuz tam olarak buydu.

15 Temmuz gecesi Harbiye’deydim. 31 Mart’tan beri darbecilerle yurtseverlerin mücadelesine ve maalesef hep yurtseverlerin yenilgisine tanık olmuş bir tarihsel alan..

“Onların çocukları” karanlığın içinden kurşun sıkıyor, 'kara kuru' halkımız yaralıları kucaklayarak caddeyi kesen ara sokaklara çekiliyor ama kesinlikle mevziyi terk etmiyordu.. Arka sokaklardaki mutevazı mescitten yükselen sela zaferin bizim olduğunu müjdeliyordu…

15 Temmuz, Türkiye tarihinde devrimsel bir direniş anıdır. Bir tür milattır.

Ben, o an içinde, “bizim Kaptan, bizim Deniz, bizim Mahir, bizim Nazım keşke bu anı görebilseydiler” diye düşündüm.

Çünkü nihayet bu sefer "biz" kazanıyorduk. Geçenlerde kaybettiğimiz sosyalist yazar Vedat Türkali’nin ya da bizim ‘Kadir abi’nin dediği gibi "boşuna çekilmemişti bunca acılar…"

Öyleyse hep beraber, bıkmadan, yorulmadan, her seferinde biraz daha derinleştirerek 15 Temmuz’u tartışalım. 

Kendi ana fikrimizi de en baştan söyleyelim: 15 Temmuz’u kazanmış memleketimiz artık “bakımsız Türkiye” değildir. Beyaz gelinlikler içinde güzelliği ile göz kamaştıran bir cennet vatandır…