Buradasınız

Hasan Basri Karabey kullanıcısının resmi
Hasan Basri Karabey

Ulusalcı darbe heveslilerine uyarı

Türkiye tarihi bir yönüyle darbeler tarihiydi.

En baştan söyleyelim 15 Temmuz gecesi biz o defteri kapattık.

Yeniden darbe girişimi olur mu?

Bir takım ulusalcı zevat "darbenin gündeme gelebileceğini" iddia ediyor.

Hatta bu kez darbe, “emir-komuta zinciri içinde” olurmuş.

Yani bu kez darbeye TSK içinden muhalefet olmayacak. 

Söylemek istedikleri bu.

Peki bu darbeyi kim yapacak?

Herhalde FETÖ’cüler değil.

Geriye iki odak kalıyor? Amerikancılar ya da ulusalcılar.

Muhayyel darbe, “Emir komuta zinciri içinde” gerçekleşecekse, ya "ulusalcılar," "Amerikancı darbe"ye muhalefet etmeyecek ya da "Amerikancıların muhalefet etmeyeceği" bir "ulusalcı darbe" gündeme gelecek.

Ulusalcılar darbe yapabilir mi?

"Ulusalcılık" ve "darbecilik" birbirlerine yabancı kavramlar değil.

TSK içinde "ulusalcı darbeci" bir kanat daima varoldu.

27 Mayıs “ulusalcı” bir darbeydi.

Gerçi hemen ABD’ye ve NATO’ya bağlılıklarını ilan ettiler ama 27 Mayıs ulusalcı darbe heveslileri için hala en büyük “ulusal zafer”.

Yeni bir 27 Mayıs onlar için daima özlem oldu.

9 Mart 1971 ulusalcı darbe girişimi, 27 Mayıs’ın yarım bıraktığı işi tamamlamak istiyordu.

Ancak 27 Mayıs’tan beri köprülerin altından çok sular akmış güç dengeleri değişmişti, “ilerici darbe” hayalleri kurarken 12 Mart’a tosladılar.

Solun bir bölümünün de aklını çelen “ilerici darbe” hevesi, 68 Devrimci Gençlik kuşağının lider kadrolarının hayatına mal oldu. Sol ve emek örgütleri ağır darbe yedi.

12 Mart’tan ders çıkarmayan bazı ulusalcılar 12 Eylül darbesinden de umutlandılar ama 12 Eylül, 1 milyon yurttaşı işkence tezgahlarından geçirerek solu fiilen bitirdi.

90’lardan itibaren bugün AK Parti’de temsil edilen sosyolojinin yükselişi bu kez “laik darbe” hevesini depreştirdi.

"Devrim kanunları uygulansın", "milli mutabakat hükümeti kurulsun" kampanyalarının sonucu Amerikancı ve İsrailci 28 Şubat postmodern darbesi oldu.

Neocon'ların arkasına dizilmekte beis görmediler.

Ama “bin yıl süreceği” iddia edilen 28 Şubat’ın ömrü uzun olmadı, tarihin tekerleği bildiği yönde dönmeye devam etti ve AK Parti’yi iktidara getirdi.

Bitler yerinden kanlandı, “laik cepheler” kuruldu, “Cumhuriyet elden gidiyor” mitingleri tertiplendi, ulusalcı savcılar durumlardan vazifeler çıkararak parti kapatma davaları açtılar, eski darbelerin harekat planları güncellendi, "seminerler" düzenlendi, orduevlerinde “Ayışığı", “Sarıkız” vesaire darbe fantezileri planlandı.

Peki bu aptalca planlar ve kadük kalmaya mahkum girişimler kime yaradı? 

Elbette FETÖ’ye!

FETÖ, “ulusalcı darbe ihtimalinin gündemde olduğunu” öne sürerek, güvenlik bürokrasisini ele geçirdi, yargı içinde güçlendi ve bir aşamada da "ilk darbeyi" darbeci-masum ayırmaksızın Kemalistlere indirdi.

12 Eylül Anayasa referandumuyla birlikte "laik-ulusalcı darbe" arayışların zemini ortadan kalktı ama bunun Türkiye’ye bedeli devasa bir güce erişmiş FETÖ oldu.

Ve önce 17/25 Aralık’ta ardından 15 Temmuz’da FETÖ’nün darbe girişimlerine maruz kaldık.

Ama artık halk için de köprülerin altından çok sular akmıştı. Sıradan insanlar, darbecilerin hesaplayamadığı şekilde tankların karşısına dikildi ve darbeyi püskürttü.

FETÖ ile mücadele geçmişte ulusalcılara haksızlıklar yapıldığı düşüncesini güçlendirdi ve bunların mağduriyetleri giderildi, görevlerine dönenler oldu, bürokrasideki ulusalcı-Kemalist cadı avı sonlandırıldı.

Şimdi bu ulusalcıların bir bölümü “acaba biz mi bir darbe yapsak” diye düşünüyor olabilir mi?

Darbecilik eroinmanlık gibi bir şey galiba zehir kanınıza bulaştığı zaman bir daha yakanızı kurtaramıyorsunuz.

Böyle bir çılgınlığı aklından geçirenler olabilir…

Paylaşılan bazı mesajlar bu yönde zemin yoklaması yapıldığı, nabız ölçüldüğü izlenimini uyandırıyor.

Ama aklını peynir ekmekle yememiş hiç kimse böyle bir çılgınlığa kalkışmaya cesaret etmez.

Çünkü buna cüret edenlerin karşısına alınlarının çatısına kurşunu saplayacak yeni Ömer Halisdemirler çıkar.

Çünkü FETÖ darbesini göğsünü siper ederek engellemiş halk böyle bir girişime kayıtsız kalmaz.

Darbeciler nasıl geçmişte başarılı olmuş darbelerden cesaret alıyorsa halk da savuşturduğu son darbeden cesaret alıyor.

15 Temmuz’u kazanmış bir halka darbe yapılamaz. Kalkışan da sonuçlarına katlanır.

Demokrat Kemalistlerin ve laikliğe önem veren yurttaşlarının “mahallenin meczuplarına",  “oturun oturduğunuz yerde” demesinde sonsuz fayda var. 

Çünkü muhtemel bir ulusalcı darbe yenilir yenilmesine ama darbe karşıtı öfke darbeyle alakası olmayan kesimlere de yönelebilir.

Çünkü 15 Temmuz’un öfkesi ve enerjisi hala canlı, insanlar deyim yerindeyse "burnundan soluyor", teyzeler sopalarını, oklavalarını çöpe atmadı, “ne olur ne olmaz” diye kenara kaldırdı.

Teyzelere yeniden sopayı ele aldırmayın. Akın Öztürk ve arkadaşlarından ibret alın. Muhtemelen 15 Temmuz’dan beri her günleri “biz bu halta niye kalkıştık” diye kafalarını duvarlara vurarak geçiyor.

Siz siz olun ne kafanızı kırdırın ne de duvarlara vurmak durumunda kalın.